17 Ağustos 2010 Salı

hafıza kaybı

O kadarda olsun dediler,

sanki hiçbirşey olmamış gibiydiler.

Ölmedin ya!

Nasıl dersiniz bunu?

Diyemedim ki.

Ben hiç konuşmadım ki.

Adımı sordular,
kafamı salladım.
Yaşımı sordular,
kafamı salladım.

Her soruya bir cevabım
vardı elbet.

Unuttuğumu hatırladım

hatırladığımı sakladım.

14 Şubat 2010 Pazar

Başıbozuğun hikayesi.

Başıbozuğun hayat sebebiydi
Doğruya ve yanlışa,
Adalete ve kanuna ayar vermek
Kış aylarında sıcak güneşler ve soğuk saatlere küfretmeki.
Kuytuda duyduğu kedi sesi, sıcakta bulduğu kestane.
Yağmurda suydu,
Suda balık,
Balıkta sebep.
Sebebiydi tükenmekte olanlar.
Tükendiği kadar var olanlar.

11 Şubat 2010 Perşembe

.

Bir hikayenin sonundan sesleniyorum.
Zamansız doğmuş her yalanın son bulduğu o yerden.
Gördüğünde ölmüş olacağın.
Sesleniyorum, var mı söylemek istediğin?

Kulaklarını tıkasan,
Ellerin titrer.
Duymasan,
Yapamazsın.
Seni sen yapan tamahkârlığından
Vazgeçemezsin.

14 Temmuz 2009 Salı

Centrum Universalis

Neden etrafınızda hiçkimsenin olmadığını düşünmüyorsunuz? O herşeyi paylaştığınızı düşündüğünüz, size daha yakın birinin olmadığını hissetiğiniz o "şeylerin" yanınızda olmadığını bir an için düşünün. "Sosyal hayat" sürerken. Savaşın tam ortasında.

Kimsenin birbirinden zerre kadar hoşlanmadığı, oysa herkesin birbirine sahte gülücükler gönderdiği arkadaşların yok. Tag'lenmiş yeni fotoraflar yok, "ignore" tuşuna bastığında kendini tanrı zannetiğin sanal alemde yok. Abarttığın her göz yaşı nereye gitti zannediyorsun? Daha örnek vermem gerekiyor mu?


Tüm bu arkadaşlık kisvesi altına bürünmüş, şirin gibi gözüken, sığ düşünce oyununda "özgüven", "kendine güvenmek" gibi şeyler nası türüyor?


Kaçarak nereye varmayı düşünüyorsun peki? Kaçtığını görüyorum. Sadece bahaneler ve yalanlar için düşünüyorsun farkındasın değil mi? Baş parmağı evrilmiş bir maymundan ne farkın var?


Sana acımıyorum, sen boşluğunda uyurken boğulacaksın. Gökyüzü yabancıların...

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Hayal?

Gırtlağımda birşey var bu gece, öksürüyorum gitmiyor sanki. " Yılların sabrı " diyor cadı, "Sebepsiz nefretler, üzüm buğusu gibidir,ciğerlerini sarar, ama farketmezsin ". Kesik kesik nefes alıyorum bazen, sanki kamyonun altında az daha ezilmekten kurtulmuş bi köpek gibi. Benzetmenin vurgusu köpek üstünede olsa, önemli olan kurtulmaktı. Olmamış şeylere, tamamiyle olmamış, hayal olan bir gerçeklik oyunundan, ciğerlerim mahvolmuşta haberim yok!
Cadı söyledi bunları. İlk önce gerçeği görmek gerek,hayal sonra...

9 Temmuz 2009 Perşembe

Hoşgeldin...

Buraya ilk kez geliyorsun: Alınan nefes bile değişik, yanındaki yıldız, güneşten bile çok ışıldıyor.

Franz Kafka

Korku?

"Eğer neden korktuğumu bilseydim, bu da bir adım olurdu."

J. Paul Sartre - Bulantı